Yeniliklerden Haberdar Ol
Kaydol
UYUSUN DA BÜYÜSÜN “ÇİN”
Rate this item
(1 Vote)

 

UYUSUN DA BÜYÜSÜN “ÇİN”

 

            Bir uzak doğu ülkesi olan Çin, 1.367 milyar nüfusuyla dünyanın en nüfuslu ülkesidir. Ülkenin resmen bir dini yoktur, ateist bir ülkedir(CIA Factbook, 2015). Nüfusun %18.2’si Budist, %5.1’i Hıristiyan, %1.8’i Müslüman, %52. 2’si gibi büyük bir çoğunluk hiçbir dine bağlılık göstermemekte ve geri kalan nüfusun ise yerel dilere mensup olduğu görülmektedir. Yaklaşık 700 milyon kişi ateist olarak yaşamaktadır(CIA Factbook, 2010).

 

            Tarih boyunca birçok hanedanlıkların çatışmasına, birleşmesine ve bölünmesine sahne olan Çin İmparatorluğuna 1911 yılında son verilmiş ve demokratik döneme geçilmiştir. Rus devriminden etkilenen Çin, Lenizm ve Marksizm etkisiyle Mao’nun önderliğinde Komünist Partisi kurulmuştur(Tosun, 2014). Mao, “sosyalist sistemin daha çok insanı besleyeceğini” savunmuş fakat 1960 sonrası oluşan büyük kıtlıklar Çin’i derinden etkilemiştir(Güller, 2012). 1960’lı yıllarda uygulamada bulunan merkezsel planlı ekonomi gittikçe hantallığını göstermiş ve 1966-1976 yılları arasında Çin ekonomisinde gerilemeler kaydedilmiştir(Tosun, 2014).

 

            Mao’nun ölümünden sonra 1978’de yerine gelen Deng Xiaoping kendine yetebilen, dışa kapalı, ilişkileri zayıf bir sosyalist sistemden farklı olarak batılı piyasa ekonomisini kendine özgü bir çizgiye çekip “sosyalist piyasa ekonomisini” savunmuş ve bu yönde reformların adımlarını atmıştır.(Saray vd.) Nüfusun %80’inin tarımla geçimini sağlamasından ötürü tarım sektörü ilk aşamada büyümenin anahtarı olarak görülmüştür(Tosun, 2014). Tarımsal sorumluluğu aileler üzerinde arttırmak amacıyla “hane halkı sorumluluk sistemi” getirilerek tarım kolektif olmaktan uzaklaştırılmıştır. Devlet toprakları hane halklarına kiralanmaya başlanmış ve kota sistemi getirilerek kota fazlası ürünlerin hane haklarının kendi inisiyatif bırakılmıştır(Güller, 2012). Özel sektörün tarımsal alanda gelişmeye çok büyük katkısı olduğunu gören Çin, daha sonrasında aşamalı olarak endüstri ve hizmet sektörlerinde de merkeziyetçi yapısını azaltarak özel sektörün bu alanlarda faal olmasını sağlayacak adımlar atmıştır(Yılmaz, 2012). 1993’te şirketler yasası işleme alınmış ilk kez kişilere Limitet şirket kurma hakkı tanınarak işletmelerin devlet elinden ziyade özel sektör altında yönetim görmesinin önü açılmıştır(Tosun, 2014).

 

            Tarım reformu sonrasında “küçüğü bırak büyüğü tut” yaklaşımıyla küçük ve gelir elde etmeyen küçük kamu iktisadi teşebbüsleri özelleştirilerek elden çıkarılmış büyük olan işletmeler ise devlet elinde kalması sağlanmıştır(1). Bu reformlarla birlikte yerel yönetimlerin, yerel bölgelerde yönetimi eline alması ve yerel ekonomiyi canlandırma ve geliştirilmesi sağlanmıştır(Tosun, 2014). “Özel Ekonomik Bölgeler” kurulmuş yabancı yatırımcının cazibesi kazanılmıştır ve yabancı sermayeyi özendirici adımlar atılmıştır(Karaarslan, 2012).  Sosyalist sistemin hantallığını bertaraf etmek için 1990 yılında büyük adımlar atılmış, piyasaları denetlemek ve düzenlemek için gerekli kurumlar kurulmuştur(Tosun, 2014). 2001 yılında Çin Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olmuş dünya ticaretinde daha da fazla hız kazanmaya başlamıştır. 1995-2001 yılları arasında Çin ihracatı 138 milyar dolar artarken, 2001-2005 yılları arasında Çin’in ihracatı 500 milyar doları bulmuş, 2005-2011 yılları arasında ise bu rakam iki katından fazla olarak rakamlara yansımıştır. Görüldüğü gibi Çin’in dünya ticaret normlarını kabul ederek DTÖ üyeliğine girmesi büyümesine çok büyük katkı sağlamıştır(Tosun, 2014). Çin’in ihracatı batılı ülkeler olup ithalatı ise kaynak bazlı üçüncü dünya ülkeleridir. Yani üretimi gerçekleştirmek için ithalat gerçekleştirmektedir. Tüketim mallarından ziyade üretim için hammadde ve ara maddeler ithal etmekte ucuz isçilik sebebiyle bunları da üretim süreçlerinden geçirip tekrar ihracat gerçekleştirmektedir. Çin’in ithalattan fazla ihracat yapması dış ticaret fazlası vermesine neden olmuş ve ülkede döviz rezervinin artmasına neden olmuştur. Bu döviz rezervinin fazla olmasından ötürü Çin rezervinde bulunan dövizi gelişmekte olan ülkelere ve şirketlere kredi sağlayabilir duruma gelmiş ve 2009-2010 yılı verilerine göre Dünya Bankası’ndan daha çok kredi verdiği gözlemlenmiştir(2).

 

            Reformlar öncesinde çoğu tarımda istihdam edilen nüfus, reformlar sonrasında endüstri ve hizmete kaymış, 2012 CIA verilerine göre iş gücü tarımda %33.6, endüstride %30.3 ve hizmet sektöründe ise %36.1 olarak kaydedilmiştir(CIA Factbook, 2012). Çinin hızlı büyümesi orta sınıfı arttırmış ve insanların arzuları da artmaya başlamış devlet bu arzuları giderebilecek alt yapıyı büyümede gösterdiği hız kadar gösterememiş ve insan ihtiyaçları pek karşılanamadığı gibi durum gözlemlenmiştir(1). 1990 yılından itibaren çift haneli rakamlarla büyüyen Çin 2014 yılında 7.4 büyüme ile büyümede bir düşüş gösteriştir(3).  2014 yılı verilerine göre Çin 2.34 trilyon dolarlık ihracat, 1.96 trilyon dolarlık ithalat gerçekleştirmiş dış ticaret hacmi 4.3 trilyon dolar olarak kaydedilmiştir(CIA Factbook, 2014).

 

            Sonuç olarak Çin, Mao’nun ölümünden sonra Deng Xiaoping’in reformları ile bir büyüme trendi içerisinde yer almış, kendine özgü geliştirdikleri sosyalist piyasa ekonomisiyle büyüme trendini arttırarak devam ettirmektedir. 2001 yılında DTÖ ye üye olan Çin dünya pazarında büyük bir pay edinmiştir. Atılan adımların doğruluğu gün geçtikçe anlaşılmış Çin ekonomik anlamda ABD’den sonra lider konuma yükselmiştir. Her ne kadar sosyalist bir yapıyı savunsa da Çin giderek kapitalist bir duruma evirilmiştir. Dış ticaretin her yıl fazla vermesi Çin’in elini güçlendirmiş ve askeri alanda da büyük atılımlar göstermesiyle sonuçlanmıştır. Göstergeler ABD’den sonra ikinci büyük ekonomi olan Çin’in gelecekte lider konuma yerleşebileceğini işaret etmektedir. Belki de şimdilerin tek kutuplu dünyasından çift kutuplu bir dünyaya geçiş süreci yaşanıyordur. Çin şuan büyüme uykusundadır. Uyandığında her şey çok farklı olabilir. İyisi mi “uyusun da büyüsün Çin”.

 

 

 

Kaynakça

 

Tosun T.T., “Çin Ekonomisinin Gelişiminin İncelenmesi ve Çin Ekonomisinin Türk Dış Ticaretine Başlıca Etkileri”, 2014

 

Karaarslan H., “Çin Halk Cumhuriyetinin Sahip Olduğu Güç Unsurları Çerçevesinde Geçmişinin Bugünün ve Geleceği Değerlendirilmesi”, 2012

 

Güller A., “Çin Ekonomisinin Gelişimi ve Türkiye’nin Dış Ticaretine Etkisi”, 2012

 

Saray M.O., “Gökdemir L., “Çin Ekonomisinin Büyüme Aşamaları”

 

Yılmaz İ., “Çin Ekonomisinin Büyüme Dinamikleri”, 2012

 

Cıa Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/ch.html (Erişim, 12.02.2016)

 

  1. http://www.bilgesam.org/incele/847/-cin%E2%80%99in-sosyalist-piyasa-ekonomisi-ve-surdurulebilirligi/#.VrrwuFiLTIU (Erişim, 12.02.2016)

  2. http://www.bilgesam.org/incele/847/-cin%E2%80%99in-sosyalist-piyasa-ekonomisi-ve-surdurulebilirligi/#.Vr3IG_KLTIW (Erişim, 12.02.2016)

  3. http://www.karar.com/ekonomi-haberleri/fed-beklenirken-yeni-kuresel-kriz-cinden-geliyor (Erişim, 12.02.2016)

     

     

                                                                                      BURAK KAYA

                                                                                      ÖZLEM YİĞİT

 

Read 89462 times Last modified on Pazar, 21 Şubat 2016 16:04

Leave a comment

Make sure you enter the (*) required information where indicated. HTML code is not allowed.