Yeniliklerden Haberdar Ol
Kaydol
Rusya ile Uçak Krizi ve Sonuçları
Rate this item
(0 votes)

Geçtiğimiz günlerde Hatay’ın Yayladağı bölgesinde Rusya ya ait bir jetin hava sahası ihlali sebebiyle Türk Hava Kuvvetleri tarafından sınır güvenliği gerekçesiyle jeti düşürtmesi sonucu siyasi ve ekonomik olarak çalkantılı bir dönem yaşanmış, bu durum piyasalarda belirsizlik yaratmıştır. Basındaki bilinmezlik ve bilgi kirliliği bu durumun oluşmasında pay sahibi olmuştur.  Bugünlerde angajman kuralları, hava sahası ihlalleri, yaptırımlar, siyasi ve ekonomik sonuçları sıkça dile getirilmektedir.

Peki nedir bu angajman?

Bir ülkenin başka bir ülke hava sahasını ihlal etmesi veya  o ülkenin topraklarında tehdit arz etmesidir.  Angajman kuralları ise hava sahası ihlali sonucu oluşacak tehdide karşı yapılacak askeri tepkinin şartlarını belirlemektir. Yani yetkili otoritelerce belirlenen genel kurallara uyulması durumudur.

Peki bir ülke kurallara uymadı ve sınır ihlali gerçekleştirdi sonucu ne olur?

Çok açık. “Vurulur”.  Ancak belki bazı ülkeler bazı durumlarda kısa ve uzun vadeli menfaatlerini göz önüne alarak bu duruma göz yumabilirler. Bu durum geçmişimizde mevcuttur.

O halde Türkiye bu ihlale tolerans gösterebilir miydi?

Evet. Ancak bu durum ayyuka çıktıktan sonra olayın siyasi ve toplumsal geri dönüşleri olacaktır ve bunu göze almadığı, almak istemediği için tolerans göstermedi. Çünkü bir devletin asli görevi sınır güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü korumaktır.

            Önceden iki taraf da birbirine tolerans gösteriyordu peki şimdi ne değişti diye soranlar olabilir. Sahne arkasında görevler değişmiş veya çıkar çatışması yaşanmış olabilir. Sorunun temeline inmek gerekirse Rusya ve Türkiye bölgesel ve küresel olaylara farklı perspektiften bakmaktadır. Bunun sonucu olarak farklı hamleler gelmesi kaçınılamaz hale gelmiştir.

            Ortadoğu’nun hiç olmadığı kadar karışık olduğu bu günlerde tabir-i caizse onlarca tilkinin bu topraklarda dolaşıp, kuyruklarının birbirine değmemesi düşünülemezdi.  Rusya için bir parantez açmak gerekirse Putin’in esas hedefi Halep’e kadar olan bölgeyi sağlama almak ve kendi lehine bir ülke kurulana kadar “Esad’lı geçiş”e destek vermektir. Bu noktada Türkiye ile çatışma yaşıyor. Türklerin Rus jetini düşürtmesi bıçağın kemiğe dayandığının bir göstergesidir.

            Uçak krizinin siyasi ve ekonomik karşılığı bir diğer deyişle yaptırımları olacaktır muhakkak.  Bir süre bu yaptırımlar devam edebilir ancak 30 milyar dolarlık ticaret hacmini göz ardı edebilecek büyüklükte bir Rusya yok karşımızda. Hele ki Avrupa’nın da Rusya’ya ambargosu devam ederken.  Şüphesiz ki bu durum iki tarafı da olumsuz etkileyecektir. Putin; Tatilcileri, öğrencileri, iş adamlarını geri çağırarak, meyve sebze ithalatını durdurarak Rus halkını zor duruma sokuyor. Ancak siyasi hırslarını bir kenara bırakıp rasyonel düşünerek kararlar vermesi, engellerin aşılmasını kolaylaştıracaktır.

            Krizi Türkiye açısından ele alacak olursak meyveleri satacak yeni pazarlar bir bir bulunurken, Suudi Arabistan ile doğalgaz antlaşması imzalanmışken,  Irak Kürt Bölgesel Yönetimi(IKBY) ‘nin Türkiye’ye doğalgaz ve petrol göndermek için çalışmaya başladığını duyurmuşken felaket senaryoları yazmaya gerek yok. Krizin Rusya tarafından daha da ileri gidilerek bir ileri boyuta taşınması onlar adına hiçte akılcı olmaz. Boğazdan geçerken elinde silahıyla güvertede asker bekletmek ancak siyasi gerilimi artırır. Şunu da belirtmeliyiz ki ilişkiler Bakanlar seviyesinde devam etmekte, yani vahim bir durum  yok. Zaten taraflar savaş olmayacağını açıkladı. Savaş ihtimalinde Avrupa’ya giden gazın kesilmesi, boğazların kapatılması ihtimali Rusya’nın elini kolunu bağlamaya yetmekte.

            Sonuç olarak bu krizden iki tarafında zarar göreceği kesindir. Ancak kesin olmayan tek şey normalleşmenin ne zaman olacağı ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğmadan sükûnetin sağlanması olacaktır. Gün gelir ambargolar kalkar, yaptırımlar biter ama mühim olan kapanmayacak yaralar açmamak ve telafi edilemeyecek ekonomi zararlar yaşatmamak olmalıdır. Umarım kısa zaman içinde taraflar Atilla İlhan’ın “Ben Sana Mecburum” şiirini hatırlarlar.

 

 

                                                                                                                                                                                                                                           MUHAMMET KÜÇÜKALTUN

Read 311255 times Last modified on Cumartesi, 20 Şubat 2016 15:06
More in this category: ABD’de BAŞKANLIK YARIŞI »

Leave a comment

Make sure you enter the (*) required information where indicated. HTML code is not allowed.