Yeniliklerden Haberdar Ol
Kaydol
Ahmet NALBANTOĞLU
Ahmet NALBANTOĞLU (1)

17 Eylül Üniversitesi İktisat

 

  

21.Şub.2016 Be the first to comment! Written by

 

 

 

Türkiye, 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi yeniden bir seçim vaadi olarak asgari ücret artışı tartışmalarına sahne oldu.

 

Bu seçim AK Parti’nin ilk defa Recep Tayyip Erdoğan’ın parti lideri olmadan gireceği bir seçim olacağından ve seçimlere yaklaşırken yaşanan toplumsal gelişmelerden dolayı geçmiş seçimlere nispeten daha zayıf gözükmekteydi. Aynı zamanda uluslararası ekonomik gelişmelerden dolayı Dolar TL karşısında ciddi değer kazanmış, Türkiye’nin büyüme hızı geçmişe kıyasla baskılanmış durumdaydı. Faizlerin de artması buna eklenince, borçlanma pahalılaştı. Bu da alım gücündeki artışın yavaşlamasına, özellikle ithal ürünlerin alımının zorlaşmasına sebep oldu.

 

Haziran seçimlerinde herhangi bir asgari ücret vaadinde bulunmayan AK Parti, 2015 Kasımın’da yapılan erken seçime muhalefet partilerinin belirlediği seçim gündemine eşlik ederek 1300 lira asgari ücret vaadinde bulundu. Ve 1 Ocak 2016 itibari ile gerekli yasal düzenlemeler yapıldı.

 

 

 

Türkiye’de işgücü piyasası

 

Türkiye, artan hızlı nüfusu, yaşadığı bölgesel sosyal sorunlara rağmen bulunduğu coğrafyanın en güçlü  ve büyük ekonomiye sahip ülkelerinden biridir.  Aynı zamanda, Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında bu ülkeler arasında en kalabalık ve genç nüfusa sahip ülkelerden biridir. Bu durum AB ülkeleri ile rekabet açısından Türkiye’yi avantajlı kılan bir potansiyel olsa da, bugün oluşturmuş olduğu sorunlar ciddi anlamda ön plana çıkmaktadır.

 

Türkiye nüfusu yaklaşık 2000 yılından beri % 13 büyüyerek ( 11 milyon kişi ) 77 milyon 695 bin kişiye ulaşmıştır[1]. Ancak Türkiye’de girişimcilik ve istihdama bu artışı kaldırabilecek seviyede artmamıştır. Bu sebepten dolayı işsizlik bir türlü ciddi şekilde azaltılamamış ve ekonominin en büyük sorunlarından olmaya devam etmiştir. 2000 yılında %6,5 olan işsizlik 2013 yılında %9,7 olarak açıklanmıştır[2]. Aynı zamanda Türkiye, OECD ülkeleri arasında işgücüne katılma yüzdesi sıralamasında oldukça alt sıralarda bulunmaktadır. İşgücüne katılabilecek 2 kişiden 1’i çeşitli sebeplerden dolayı (maaş ve alan yetersizliği) işgücü dışında kalmaktadır.

 

Türkiye’de işgücü maliyetleri istihdam yaratma süreci karşısında en büyük engel olarak durmaktadır. Artan işgücü maliyetleri, girişimcilerin yeni istihdam alanları yaratmasına da engel olmaktadır.

 

“İmalat sanayi sektörü birim işgücü maliyetindeki 2010 yılının ilk üç çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre değişime bakıldığında, kıyaslama yapılan 48 ülke içinde en çok artış kaydeden ülkeler arasında Türkiye’nin 4’üncü sırada yer aldığı görülmektedir. Türkiye yüzde 9,6’lık artışla pek çok ülkeyi geride bırakmıştır. Sektörün birim işgücü maliyetindeki artışlar; ortalama çalışan maliyetindeki yükselişin, işgücü üretkenliğindeki artışı geçtiği anlamına gelmektedir. Aynı zamanda artan birim işgücü maliyetleri, ülkemiz işletmelerini maliyet avantajı yönünden zayıflatarak özellikle ihracata dönük üretim yapan firmaların uluslararası rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir.[3]”

 

Türkiye 2015 yılı son 6 aylık periyotta 1.000,54 lira net, 1.273,50 TL lira brüt asgari ücret uygulamıştır. Bu ücretin işverene maliyeti ise 1496 liradır[4].  Bu ücretler seviyesi ile Türkiye 2015 III.çeyrekte %4, I,II,III çeyrek dönem ortalaması olarak %3.4 oranında büyümüştür[5]. Türkiye’deki nüfus artışı ve mevcut potansiyel göz önüne alındığında  bu büyüme oranının %5’in altında olduğu için yetersiz olduğu yorumunu yapmak yanlış olmayacaktır.

 

Buna karşın Türkiye 2016 yılında yasal düzenleme ile asgari ücreti %45 civarı arttırarak net asgari ücreti 1300,99 liraya, brüt asgari ücreti de 1697 liraya yükseltmiştir. Bu ücretin işverene maliyeti ise 1935,23 lira şeklinde gerçekleşecektir[6].

 

Destek için yapılan hamleler

 

Yeni düzenleme ile beraber devlet, işverenin yükünü azaltmak için ücretin işverene toplam maliyetinin 110,10 TL’sini hazineden karşılamayı kararlaştırmıştır[7].

 

İleride ise bu işgücü maliyetindeki bu yükselişin, üretici tarafından üretilen mal ve hizmetlere yansıtılmaması için SGK primlerinde indirim yapılması planlanmaktadır.

 

Sonuç

 

Türkiye, dış ticaret dengesinde cari açık vermekte olan bir ülkedir. Türkiye’de tüketim talebinde eksiklik yaşanmamaktadır. Özellikle ithal ürünlerin tüketiminin azaltılması yönünde politikalar uygulanırken, asgari ücretlinin gelirinin %45 artması tüketim talebini arttıracaktır. Tüketim talebinin artması enflasyonun artışına, Türk lirasının değer kaybına ve sonuç olarak alım gücündeki genel düşüşe sebep olacaktır.

 

Türkiye, bütçe açığı vermekte olan bir ülkedir. Asgari ücretin bir kısmını devletin hazineden karşılaması bütçe açığına ek darbe vuracak, bütçeye yeni gelir kaynakları oluşturulmaya çalışılacaktır. SGK 2015 performans raporuna göre 18 milyar 118 milyon 607 bin TL zarar etmiş ve bu fark hazine tarafından karşılanmıştır[10]. Aynı şekilde asgari ücretin işveren yükünün azaltılması için SGK primlerinde indirim veya oran düşürülmesi zaten zarar etmekte ve devlet tarafından kaynak ayırılmakta olan SGK bütçesine daha ağır bir yük vuracaktır.

 

Bu da dolaylı vergilerin (Petrol ürünleri, MTV, ÖTV, vb.) yükseltilmesine sebep olacaktır. Türkiye’de dolaylı vergilerin bütçe gelirlerindeki oranı %70’e dayanmış durumdadır[8]. Aynı oran OECD ülkelerinde %34 ortalama oranına sahiptir[9]. Bu oranlara göre Türkiye’de vergi dağılımında ciddi bir çarpıklık söz konusu olduğu söylenebilir. Dolaylı yoldan vergiler ile yeni gelir kaynağı yaratılmaya çalışılması vergi dağılımındaki çarpıklık ve adaletsizliğin  daha da artmasına yol açacaktır.

 

            Devlet tarafından verilen desteklerin yeterli olmaması durumunda ise mevcut işverenler işgücü maliyetlerdeki yükselişi ürettikleri mal/hizmetlere yansıtacak, bu da fiyatlar seviyesinin artmasına sebep olacaktır. Yansıtmayı yapamayan işverenler istihdama son verecek, artan maliyetler sebebi ile girişim ve istihdam azalacaktır. Bu da Türkiye’nin büyüme hızını, enflasyon oranını ve işsizlik oranını doğrudan olumsuz etkileyecektir.

 

KAYNAKÇA

 

[1] : "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) Veri Tabanı (Tüm iller)". TÜİK. Erişim tarihi: 02 Ocak 2016.

 

 

 

[2] : "Kurumsal olmayan sivil nüfusun yıllar ve cinsiyete göre işgücü durumu". TÜİK. Erişim tarihi: 02 Ocak 2016.

 

 

 

[3] : "TÜRKİYE’DE İŞGÜCÜ PİYASASI SORUNLARI ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ" T.C. Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, Sayfa 12.

 

 

 

[4] : "ASGARİ ÜCRETİN NET HESABI VE İŞVERENE MALİYETİ 2015". ÇSGB. Erişim tarihi: 02 Ocak 2016.

 

 

 

[5] : "Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, III. Çeyrek: Temmuz - Eylül, 2015". TÜİK. Erişim tarihi: 02 Ocak 2016.

 

 

 

[6] : "ASGARİ ÜCRETİN NET HESABI VE İŞVERENE MALİYETİ". ÇSGB. Erişim tarihi: 02 Ocak 2016.

 

 

 

[7] : "ASGARİ ÜCRETİN NET HESABI VE İŞVERENE MALİYETİ". ÇSGB. Erişim tarihi: 02 Ocak 2016.

 

 

 

[8] : "Dünya Gazetesi - http://www.dunya.com/ekonomi/ekonomi-politikalari/dolayli-vergi-yuku-yuzde-70e-dayandi-208705h.htm" Erişim tarihi: 02 Ocak 2016.

 

 

 

[9] : "Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Türk Mali Sistemi İçerisindeki Yeri: Siyasal, Sosyal ve Ekonomik Sonuçları." TÜSİAD. Erişim tarihi: 02 Ocak 2016.

 

 

 

[10] : "2015 MALİ YILI BÜTÇE KARARI VE PERFORMANS PROGRAMI" SGK. Erişim tarihi: 02 Ocak 2016.