Yeniliklerden Haberdar Ol
Kaydol

 

 

 

Uzun süredir Türk ve Dünya basınını meşgul eden ve etmeye devam edecek olan ABD başkanlık yarışı veya savaşı, hararetli ve süprizlerle dolu bir şekilde devam etmektedir. Başkanlık seçimi 8 Kasım’da yapılacak ve yeni başkan  görevine Ocak 2017 de başlayacaktır. Kuruluşundan itibaren kendine özgü yönetim sistemini sürekli olarak iyileştiren  ve onararak günümüze kadar gelmiş bir sistem ile yönetilen Amerika Birleşik Devleti haliyle kendine has kurallara sahiptir.

 

            ABD’ de süreç ülkemizdekinden biraz daha farklı ilerlemektedir. ABD’de iki ana akım parti var. Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti. Aday adayları bu partilerden yarışa başlamaktadırlar. Önce kendi parti içlerinde sonra da partiler arasında yarışı devam ettirmektedirler. Ayrıca küçük bir parantez açıp doğru bilinen bir yanlışı düzeltmek istiyorum. Halk oyu başkan seçmek için değil, başkanı seçecek Seçiciler Kurulu’na üye seçmek için kullanır. İlginç değil mi? Seçim bizdeki gibi bir günde de yapılmaz. 50 eyalette Ocak ayından Haziran ortasına kadar uzun bir ön seçim süreci gerçekleştirilir. Bu süreçte en önemli dönemeç , “Süper Salı” denilen ondan fazla eyalette aynı anda yapılan ön seçimdir. Süper Salı’yı kazanan adaylara başkan adayı gözüyle bakılabilmektedir.

 

            Şimdi gelelim gidişata. Seçim sürecinde birçok isim aday oldu ancak seçmenden beklediği karşılığı bulamayan ve yarıştan çekilen isimler de yok değil. Mesela Obama neden aday olmadı diye soranlarınız vardır, cevaplayalım. Tıpkı bizde Cumhurbaşkanı’nın 3. Kez aday olamaması gibi ABD’de iki dönem başkanlık yapmış siyasetçinin 3. Kez aday olamaması kuralı var. Bu sebeple Barack Obama yarışta yok. Partilerde ise isimler şöyle: Demokrat partide Hillary Clinton ve Bernie Sanders Cumhuriyetçi Partide ise en iddialı isimler Donald Trump, Ted Cruz ve Marco Rubio oldu. Süper Salı’nın öneminden bahsetmiştim. Günün kazananı ve totalde yarışı önde götüren iki isim Hillary Clinton ve Donald Trump oldu. Hal böyle olunca başkanlık yarışının da bu iki isim arasında geçeceği tahmin edilmektedir. Özellikle otoriteleri ve uzmanları hayli şaşırtan Donald Trump, beklenmeyen bir yükseliş göstermiştir. Sebebini açıklamak güç olsa da tahminlerin başında zengin bir iş adamı kimliğinin ön plana çıkması,  buna karşılık Amerika’nın krizde ve işsizliğin gün geçtikçe artıyor olması gösterilmektedir. Ayrıca yapılan anketlerde endişeli seçmenin Trump’a umut bağladığı çok açık bir şekilde görülmektedir. İlginçtir ki belli kesimlerin aşırı nefretini ve eleştirisini kazanan Trump, tüm olanlara rağmen yaptığı aykırılıkları ve sert açıklamaları kendisine oy kazandırmaya devam etmektedir. Müslümanlar açısından ise durum biraz kritik. Müslüman düşmanı ve göçmen karşıtı bir tutum sergileyen, cahilliğiyle övünen başkan adayına bir tepki de Obama’dan geldi. Amerikaya en azından ülkelerin başkentlerini bilecek seviyede bir başkan seçilmesi gerektiğini ima etti.

 

Seçim Fetullah Gülen için de büyük öneme sahip. Türkiye’nin kendisine iade edilmesi için bürokrasi kanallarını zorladığı bir dönemde Gülen’in ırkçı Trump karşısındaki Hillary Clinton’a büyük miktarda maddi yardımda bulunması, laik kesimin eleştirilerine sebep oldu. Clinton’ın yardımı iade edip etmediği belli değil ama bu durum eski Dışişleri Bakanı’nın başını uzun süre ağrıtacağa benziyor.

 

Amerika’nın 45. başkanı kim olacak kestirmek güç ancak reklamın iyisi ya da kötüsü olmaz mantığıyla hareket eden Donald Trump’ın popüler olduğunu ifade etmeliyim. Son olarak seçimin sonucunu bilemem ama Türkiye’deki gibi seçim sonuçlarını çarpıtan ajansların Amerika’da olmayacağına eminim..

 

 

 

                                           MUHAMMET KÜÇÜKALTUN

 

                                               Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

Published in Muhammed KÜÇÜKALTUN