Yeniliklerden Haberdar Ol
Kaydol

 

            Barack H. Obama 44. Dönem başkanlık seçimlerine “değişim” sloganıyla gitti ve değişim sloganına Başkan George W. Bush’un aksine dış politikada sert müdahalelerin değil ABD’nin bozulan imajını düzeltebilecek uzlaşmacı ve diplomasi ağırlıklı yumuşak güç  yolundan gideceğinin sinyallerini vermişti( www.siyasaliletisim.org, 07.03.2016 ).

 

            Başkan Bush’un takip ettiği gerilim siyasetinin Amerika dış politikasında ve Amerikan halkında çok derin izler bıraktı. Terörle mücadele adı altında başlatılan Afganistan Savaşı akabinde Irak’ı Özgürleştirme adı altında yapılan Irak Savaşı ve bunlardan somut bir sonuç alınamaması üstelik bu savaşların getirdiği mali yükün çok fazla olması Bush döneminin başarısızlıklarını açıklamaya yeterli unsurlardır. Bunların üstüne 2008 mali krizi eklenince halkın farklı bir politika arzu etmesi kaçılmaz olmuştu. Bu arzulara yanıt verebilen Obama Kasım 2008 yılında ABD’nin ilk siyahi başkanı olarak seçildi ve 20 ocak 2009’da görevi Başkan Bush’tan devraldı(Ataman vd., 2012).

 

            Obama’nın göreve başlamasıyla birlikte uygulamak istediği yumuşak güç politikası, Bush döneminde tökezleyen Türkiye-ABD ilişkileri yönünden bir umut ışığı olmuştu. Obama, ilk ziyaretlerinden birini Türkiye’ye yaptı. Soğuk Savaş döneminden sonra ABD’nin “stratejik ortak”  olarak nitelendirdiği ve daha çok ilişkileri güvenlik/askeri düzeyde olan Türkiye, Obama döneminde “model ortak” olarak nitelendirilmiş ve ilişkileri bir ileri düzeye taşıma yönüne gidilmiştir. Bu da ilişkilerin daha kapsamlı olacağı görüntüsü vermiştir(akademikperspektif.com, 08.03.2016).

 

            Bush döneminde 1 Mart 2003 Tezkeresi’nin onaylanmaması ve akabinde gelişen Irak’ta Türk askerinin yaşadığı vahim “çuval” olayı sonrasında ilişkilerin gerilmesi ve iki ülke arasındaki gerilimin artması Türkiye’nin ABD’den bağımsız bir strateji izlediği ve izleyebileceğinin sinyallerini ilk kez vermiştir. Fakat ortaklık, model ortaklık seviyesine çıkarıldığında Türkiye’nin beklentileri artmış ve Türkiye, kendine öz siyasetiyle ve stratejisiyle eşit derecede ilişkilerin ilerlemesini istemiştir. ABD’nin İran’la yaşadığı nükleer tesis inşası krizi sonucunda BM’de daha sert yaptırımlar için Türkiye’nin “ret” oyu kullanması ABD-Türkiye ilişkilerini sarsmıştır. Bunun üzerine 2010 yılında Türkiye-İsrail arasında yaşanan ve 9 Türk’ün katledildiği Mavi Marmara saldırısı sonrasında ABD’nin bu duruma sessiz kalması ilişkileri derinden etkilemiştir. Orta Doğu’ da patlak veren Arap Baharı ve Türkiye’nin stratejik olarak önem kazanması, akabinde Türkiye’nin, NATO’nun yeni füze sistemini İran pahasına kabul etmesi ABD-Türkiye gerginliğini düşürmüştür. Arap Baharı sırasında demokrasi ve halktan yana kozunu kullanan Türkiye, Mısır ile ilişkileri tamamen koparmış. Sıra Suriye’ye geldiğinde ise Erdoğan’la yakın ilişkileri bulunan Esad, reformlar yapması yönünde ikna edilmeye çalışılmıştır fakat ikna edilemeyen Esad’la ilişkiler koparıtılarak muhalif halk tarafının desteklenmesi yönüne gidilmiştir. Erdoğan ve Obama Esad’ın gitmesi yönünde hem fikir olmalarına rağmen izledikleri stratejiler birbirinden farklıydı. Suriye konusunda ABD, Türkiye’nin önerilerini kabul etmedi. Suriye’nin Türk savaş uçağını düşürmesi ve Reyhanlı saldırısının yaşanması Suriye konusunda ABD’nin somut bir adım atmamasının bir sonucu olarak görüldü. Rusya ile ABD’nin Suriye konusunda diplomatik yollarla çözüm aramak yoluna gitmeleri ve ABD’nin Suriye politikasını Esad’ın kalmasından yana çevirmesinden sonra ABD-Türkiye ilişkileri tekrar negatife döndü. Bunun karşılığı olarak Türkiye ile Kürt yönetimi arasında Bağdat’tan habersiz olarak petrol ve doğal gaz anlaşmalarının yapılması ve Türkiye’nin, Irak’ın toprak bütünlüğünü bozan unsurun ABD’nin politikaları olduğu yönünde demeçler vermesi gerginliği iyice tırmandırdı. ABD’nin girişimleriyle İsrail, özür dilemeye ve tazminat ödemeye ikna olmuş fakat Erdoğan’ın Gazze ablukasının kaldırılması ve Gazze’yi ziyaret etme isteği, ABD’nin bunu ertelemesini istemesi İsrail-Türkiye ilişkilerini bir türlü normalleştirememiştir. Sonrasında Mısır’a yapılan darbe her zaman demokrasiden dem vuran ABD’nin bu kez darbeci Sisi’yi destekleme yönüne gitmesi Türkiye’nin NATO’da olup da ABD yapımı füzeler yerine yaptırım altında bulunan Çin şirketinden füzeler alması ilişkileri etkileyen bir başka neden olarak yerini almıştır (Kurtbağ, 2015).

 

            Türkiye’de faaliyet gösteren PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD’nin 2012 yılında Kobani’yi ele geçirmesiyle birlikte bölgede, PYD kanonlar oluşturmuştur. Türkiye’nin, PYD’nin diğer muhalif gruplar ile birlikte Esad’a karşı hareket etmesini istemesi ve PYD’nin bu çağrılara kulak asmamasının akabide de 2014 yılına IŞİD, yönünü Kobani’ye PYD üzerine çevirmiştir. IŞİD’in PYD’ye ağır kayıplar verdirmesi Türkiye’de 6-7 Ekim olaylarının patlak vermesine yol açmıştır. Giderek artan IŞİD terör örgütü ve bu terör örgütüyle karadan bir harekata sıcak bakmayan Obama kendi açısından kolay yolu seçerek, PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD’ye eğitim ve silah desteği sağlayarak İŞİD’le savaşma yoluna gitmiş olması gerilimi tırmandıran diğer etmenlerden biri olarak karşımıza çıkmıştır (www.timeturk.com,   09.03.2016).

 

            Esad’la gelinen zıtlaşmanın devamında Esad’ın Türkiye’yi tahrik edici ve Türkiye’yi savaşa davet edici söylemleri dünyaya aciz ve korkak bir devlet gibi gösterme çabaları akabinde Suriye’nin sınır tacizleri sonucunda gerilimi iyice tırmandırmıştır. Türkiye, Suriye’yi tacizlerinin devamında gereğini yapacağı konusunda uyarmış fakat Suriye tacizlerine devam etmiştir. Suriye ihlallerine ek olarak son zamanlarda artan Rus savaş uçaklarının defalarca sınır ihlali yapması, uyarılması ve uyarıları dikkate almayan Rus savaş uçağının düşürülmesi Rusya-Türkiye arasında uçak krizinin oluşmasının temellerini oluşturmuştur. ABD’nin arabuluculuk görevini üstlenmesi fakat pek sonuç alınamamasından sonra olay iki ülkenin birbirlerine ekonomik yaptırım yoluna gitmesine yol açmıştır (setav.org, 09.03.2016).

 

            Sonuç olarak Obama’nın iki dönem başkanlık yapmış olduğu bir dönemde ABD-Türkiye ilişkilerine baktığımızda inişli çıkışlı bir tablo önümüze çıkmaktadır. Başkan Bush dönemlerinde tökezleyen ABD-Türkiye ilişkileri Obama’nın başkanlık döneminde de bir iyi bir kötü olarak devam ettiği görülmektedir. Başkan Bush döneminde “stratejik ortak” olarak nitelendirilen Türkiye, Başkan Obama döneminde “model ortak” olarak nitelendirilmiş ve ilişkilerin güçleneceği sinyalleri verilmiş fakat Türkiye’nin olaylara bakış açısının ABD’den farklı olması ve ABD’den bağımsız strateji oluşturma ve uygulama isteği “model ortak” teriminin içini doldurmamış dolayısıyla ilişkilerde de zıtlaşmayı beraberinde getirmiştir. Türkiye’nin Suriye politikasında önceliğini Esad’ın gitmesinden yana kullanması, ABD’nin Suriye politikasının ise değişerek önceliğinin IŞİD olması ve çözüm yolunda Türkiye’nin önerilerinin(uçuşa yasak bölge vs.) kabul edilmemesi iki ülkenin stratejilerinin çatışmasına neden olmuştur. ABD’nin Türkiye’de faaliyet gösteren PPK’nın Suriye kolu PYD ile yakın ilişkiler kurup IŞİD ile savaş noktasında PYD’yi taşeron olarak kullanması ve müdahil olamaması Türkiye’yi rahatsız etmiştir. Bu kurulan ilişkinin Türkiye’yi rahatsız ettiğini dile getirmesi, ABD’nin bu rahatsızlığı gidermesi yönünde hiçbir adım atmaması üstelik ilişkilerine ve yardımlara devam etmesi gerilimi tırmandırmıştır.  ABD’nin seçime gittiği şu dönemde ABD- Türkiye ilişkileri sancılı bir şekilde devam etmektedir. Bundan sonraki süreçte ABD’de seçilecek başkanın Türkiye’ye bakış açısı ve Türkiye stratejisinin ne olacağı önemli olmaktadır. Seçilecek başkanın demeçlerinin (Sözde Ermeni soykırımı, Kıbrıs sorunu vs.) Türkiye’yi rahatsız edici yönde olması ABD-Türkiye ilişkilerini negatif yönde etkileyebileceği ve negatif olarak seyredebileceğinin sinyallerini vermektedir.

 

 

 

Kaynakça

 

Ataman M., Gökcan Ö., “Bush Dönemi Amerikan Dış Politikası: Bir Aşırı-Yayılmacılık Denemesi” Akademik İncelemeler Dergisi, 2012

 

Kurtbağ Ömer, “Obama Döneminde Türk-Amerikan İlişkileri: Model Ortaklıktan Eksen Kaymasına İniş Çıkışlar ve Ayrışan Çıkarlar”, 2015

 

http://www.siyasaliletisim.org/index.php/haber-ve-yorum-arsivi/makale/569-barack-obama-maj-ve-abd-d-politikas22.html (Erişim: 07.03.2016)

 

http://akademikperspektif.com/2012/11/15/ilk-obama-donemi-turkiye-abd-iliskileri/ (Erişim: 08.03.2016)

 

http://www.timeturk.com/tr/2014/10/09/kobani-ve-olaylarla-ne-amaclaniyor.html (Erişim: 09.03.2016)

 

http://setav.org/tr/ucak-krizi-ve-sonrasi/yorum/33413 (Erişim: 09.03.2016)

 

 

 

Anahtar kelimler: ABD, Obama, Bush, Amerika, Türkiye, Erdoğan, Irak, İran, Suriye, Rusya, Esad, Mülteci, Stratejik Ortak, Model Ortak, PKK, PYD, Kobani, Terör, Darbe, Sisi, Mısır, Orta Doğu, IŞİD, Uçak Krizi, İsrail, Gazze, Mavi Marmara, Başkan, NATO, Çin

 

 

 

Burak KAYA

 

Published in Burak KAYA