Yeniliklerden Haberdar Ol
Kaydol

 

                                                      Alman faşizminin zirvesi : PEGİDA

 

Almanya'da genç nüfusun azalması bazı kesimleri harekete geçirmektedir. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre Avrupa nüfusunun %50'sinin ve yine 2050 yılında Alman nüfusunun %10'luk diliminin müslüman olacağı belirtilmiştir. Bu durum aşırı sağcı kesimi rahatsız etmiştir. Son dönemlerde Türk genç nüfusunun artması ve mültecilerin Almanya'ya sığınmasıyla birlikte artan müslüman nüfusu Almanya'da müslümanlara olan kin ve nefreti en üst seviyeye çıkarmıştır. Son yıllarda Türk STK'lara (Sivil Toplum Kuruluşları) ve camiilere gerçekleşen saldırılar bunun göstergesidir. Alman Hükümetinin mülteci politikası aşırı sağcı kesimin tepkisine neden olmuş ve bazı ayaklanmalara sebebiyet vermiştir.

 

20 Ekim 2014 tarihinde Almanya'nın Saksonya eyaletinin başkenti Dresden şehrinde Avrupa'daki İslamlaşmaya karşı bir hareket doğmuştur. Kendilerini PEGİDA olarak tanımlayan 300 kişilik gruptan oluşan hareket bir çok kişinin desteğini de kazanmıştır. PEGİDA almancası 'Patriotische Europäer Gegen die İslamisierung des Abendlandes' baş harflerinden oluşur. Türkçesi 'Batı'nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar'dır. Günden güne destekçi sayısını arttıran PEGİDA eylemlerinin merkezi olarak Almanya Dresden şehriniseçmiştir. Dresden şehrinin eylemlerin merkezi olarak seçilmesi tesadüf değildir. 1990'lı yıllarda Doğu Almanya'nın bazı illerinde rejime yönelik protestolar gerçekleşmekteydi. ''Biz Halkız'' sloganları ile pazartesi günleri gerçekleşen bu eylemler Dresden'de de büyük ilgi görüyordu. Halk teriminin nazilerin kullandığı bir slogan olması PEGİDA'nın nazilerle ilişkisi olduğunu açıkça göstermektedir. Kurulduğu ilk gün 300 üyesi bulunan hareket her pazartesi yaptığı eylemlerle ilgi çekmiş ve 3 aylık süre içerisinde 25 bin üyeye sahip olmuştur. Bununla yetinmeyip gerek Almanya içi gerekse Avrupa'nın bazı illerinde örgütlenmiş ve örgütlenmeye devam etmektedir. PEGİDA'da lider olarak görülen Lutz Bachmann'ın geçmişi ise çok daha ilginçtir. Uyuşturucu, gasp ve hırsızlık suçlarından sabıkası olan Bachmann gösterilerde baş konuşmacı olarak yer almaktadır. Aşırı sağcıların desteğini alan PEGİDA'nın savunduğu bazı ideolojiler ise şunlardır:

 

-Suç işleyen mültecilerin sınırdışı edilmesi

 

-Mültecilerin Avrupa ülkelerine eşit şekilde dağıtılması

 

-Göçmenlerin Almanya'ya uyum sağlamalarını hızlandırmak

 

Her ne kadar İslam karşıtı bir hareket olarak görülseler de PEGİDA Yönetimi İslam'a değil Batının İslamlaşmasına karşı olduklarını sürekli olarak dile getirmektedir.

 

Alman Hükümeti ile mütemadiyen çatışma halinde olan PEGİDA, Hükümeti her fırsatta sert bir şekilde eleştirmektedir. Yapılan bazı gösterilerde polisin sert müdahalesi veya eylem izni vermemesi bunun bir örneğidir. Yapılan bir eylemde konuşan hareketin lideri Bachmann ''Merkel ihanet eden bir diktatördür ve gidecektir.'' diye konuşmuştur. Her ne kadar bazı siyasi partilerin desteğini alsa da PEGİDA Alman Hükümeti tarafından doğru bir hareket olarak kabul edilmemektedir. Almanya'da bulunan Türk STK'ları, Mülteci kampları ve camiilere yapılan saldırıların arkasında PEGİDA'nın olduğu iddaa edilmektedir. Alman Basınında mülteciler hakkında yayılan yanlış ve iftira haberler PEGİDA'ya olan sempatizanlığı da arttırmaktadır. Yine Alman Basınında yer alan bazı haberlere göre PEGİDA Hareketinin bir dernek veya siyasi partiye dönüştürüleceği belirtilmiş ve bu konu hakkında çalışmalara başlanılacağı iddia edilmiştir.


 

Published in Hakkı YUCA

Herfried Münkler;

Alman siyaset uzmanı: "Türkiye'li bir AB'de bugünkü problemleri çözebilirdik."

Alman siyaset uzmanı Herfried Münkler'e göre Almanya'nın yıllardır Avrupa Birliği'ne alınmasına karşı çıktığı Türkiye eğer alınsaydı, bugün yaşanan mülteci krizini çözebilirdi.
Münkler,"Ab'nin dağılması bu yıl içerisinde gerçekleşebilir" diye konuştu.

Berlin Humboldt Üniversitesinde görev yapan Münkler sözlerine şöyle devam etti:
"Aslında Türkiye'nin AB'ye girmesini istemeliydik. Ama yapmadık ve şuanda bir problem ile karşı karşıyayız. Türkiye AB'de olsaydı bu mülteci problemini çözebilirdik. Almanya yıllarca ısrarla onların alınmalarına karşı çıktı. AB'de bulunan Yunanistan Avrupa'nın güneydoğu bölgesinde yeterli güveni sağlayamadı. Fakat Türkiye olsaydı bu durum farklı olurdu. AB böyle giderse bu yıl veya önümüzdeki yıl içerisinde dağılabilir.
Eğer bugün elinde bir tıpa tutan varsa, bu Erdoğan'dır. Ona çok para vererek tıpayı takmasını sağlamalıyız."

 

 

Published in Avrupa Basını