Yeniliklerden Haberdar Ol
Kaydol
Güneydoğu Asya; Filipinler ve Terör
Rate this item
(0 votes)

 

Güneydoğu Asya; Filipinler ve Terör

 

  Terör, dünya gelişip büyüdükçe dini ayrıştırmaların, ekonomik durumların, siyasal olayların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıştırıcı, şiddet içeren, korku salan, ölmeye ve öldürmeye odaklanan eylemler bütünüdür. Kamuoyunu ayarlayıp , devlete karşı ayaklanma sağlayan yapılardır.

 

  Geçmişten günümüze terör incelendiğinde yapmış oldukları  faaliyetler ile devletler çökerten, yerine  yeni devletler kuran bir yapıdır. Kişiler veya gruplar, genelde hükümetler tarafından yapıldığı söylenen yanlışlıkların düzeltilme umudunun kaybedilmesi ile eylemci olmaktan çıkar. Terörist diye adlandırılır. Kimisine göre terörist olan kişiler bazısına göre ise kahraman ilan edilebilir.  Bu konuda Nocella  ‘’Terörü tanımlamak’’ adlı makalesinde açıklamıştır. İsrail halkının gözünde bir terörist olan Filistinli asker, Filistin halkı tarafından barışın, bağımsızlığın göstergesi olabilir.

 

   Bugün küreselleşmenin zirvede olduğu, ülkelerin ve insanların sahip olma isteğinin sınırsız olduğu dünyada yedi milyar insan için terör tehlike arz etmektedir.

 

   11 Eylül Saldırıları, Malta’da otel baskını, Burukino Faso’da canlı bomba. Fransa’da Paris olayları, İngiltere Londra’da hükümete karşı ayaklanmalar. Almanya Hamburg’ta yaşananlar. Ülkemizde başkent Ankara’da canlı bomba ve Sultanahmet’teki turistlere yapılan hain saldırı. Irak’ta Suriye’de DAEŞ,PYD,YPG PKK dehşeti…

 

   ABD, Avrupa, Ortadoğu’da yaşanan olaylar dışında birde Asya’da hemen hemen aynı nedenlerle aynı bahaneler ile yaşanan terör meselesi.

 

  Güney Doğu Asya’da 96 milyon nüfuslu, yaş ortalamasının 23 olduğu adalar ülkesi Filipinler’de de durum diğerlerinden farksız. Yüzde 5’i Müslüman, çoğunluğu ise hıristiyan olan ülkede birçok etnik grup bir arada yaşamaktadır.

 

    Filipinler birçoğumuzun bilmediği ancak büyük ölçüde Müslümanlaşmış ve İslam’ın yaşanabilir kılındığı önemli iki bölgesini (Sulu ve Mindanao) günümüze kadar güçlükle getirebilmiş bir ülkedir. Filipinler farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve siyasi alanda sancılı süreçlerden geçmiştir.

 

 

 

   Bilindiğinden daha eski bir İslami tarihe sahip olan bu ülke İslamiyet ile ilk temasını 9.ve 10. yüzyıllarda gerçekleştirmiştir. Kızıldeniz’den Çin denizine kadar uzanan ve denetimini Müslümanların yaptığı milletlerarası deniz ticaretine katılmasıyla gerçekleşen temas barışçıl yollar ile ilerlemekteydi. İspanyolların bölgeye gelmesiyle İslami yapılanma engellenmeye çalışılmış, ayrılıkçı gruplar oluşturulmuştur. İspanyolların Katolikleştirme politikasına hiçbir zaman boyun eğmeyen Sulu ve Mindanao’da ki Müslümanlar direnişin ilk safhasını başlatmışlardır. Kültürel, sosyal ve dini bakımdan diğer gruplardan ayrılan Moro Müslümanları kendi aralarında birçok etnik gruba ayrılmaktadır.

 

   Yapılan politikalara karşı Müslüman grupların kendi kimliklerine sıkı sıkıya sarılmaları tüm planları sonuçsuz bırakmıştır. Bunun üzerine cezalandırma, camilerin yıkılması gibi kararlar alınmış bu da günümüze kadar süre gelen düşmanlığın ‘’Moro  İsyanı’’ olarak bildiğimiz 3 asırlık direnişin ilk kıvılcımı olmuştur. 1898 de İspanyol-Amerikan Savaşlarının kaybedilmesiyle Filipinler’in tamamı ABD’ye bırakılmıştır. Moro İsyanı sırasında Müslümanlar Amerikalılara karşı ayaklanmalar başlatmışlardır. Amerikan ordusu ise barışı ve huzuru sağlamak amacıyla Müslüman bölgelere operasyonlar düzenlemiştir. Bu harekatlardan en şiddetlisi ise 1906 yılında binlerce müslümanın katledildiği ‘’buddajo’’ olmuştur. 4 Temmuz 1946 da Filipin Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını kazanması üzerine hükümet bilinçli olarak Hristiyanları Mindanao bölgesine göç etmeye teşvik etmiştir. Yapılan bu bilinçli iskan sonucunda Müslümanlar zaman zaman azınlık durumuna düşmüşlerdir. Haklarını savunmaları beraberinde bağımsızlık isteğini de getirmiştir. Bu istek silahlanmalar ve küçük ayrılıkçı grupların oluşmasıyla kendini göstermeye başlamıştır..

 

    1996 yılında Mindanao Özerk Müslüman Bölgesi (Autonomous Region in Muslim Mindanao – ARMM)’nin kurulması ve birtakım isteklerin yerine getirlmesi  hükümetle olan anlaşmazlığa zaman zaman çözüm olmuştur. Kanlı çatışmalarında varlığını yitirmediği bu bölgede hükümetle olan mücadele hala devam etmektedir.

 

 

 

    Filipinler, tarihinde birçok barış görüşmesine ve kanlı çatışmalara ev sahipliği yapmıştır. Moro İsyanı süresince,Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı(UNDP) kaynaklarına göre 120.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Reuters haber ajansına göre ise 30 yılı aşkın devam eden bu mücadelede 2 milyondan fazla kişi evini terk etmiştir. Bölgede birçok yer altı zenginlikleri bulunmasına rağmen yerel halk çatışmalar nedeniyle bunlardan faydalanamamaktadır. Ayrılıkçı grupların asıl amaçları ülkenin güneyinde bağımsız bir Müslüman devleti kurmaktır. Haklarını savunmaları uğruna yaptıkları faaliyetler onlara terör örgütü sıfatını yüklemiştir.

 

 

 

    Ayrılıkçı grupların başında 1972 de Nur Misuari’nin öncülüğünde kurulan Moro Kurtuluş Cephesi (MNLF) bulunmaktadır. Filipin hükümetinin bu silahlı gruba şiddet kullanarak karşılık vermesi 1996 yılına kadar süre gelen çatışmanın başlangıcı olmuştur. Bu çatışmalar sırasında binlerce kişi hayatını kaybetmiştir. Hükümet ve silahlı örgüt arasında birçok kez barış denemesi yapılmıştır. Son olarak 1996 yılında hükümet ve gerillalar arasında imzalanan anlaşma ülkenin güneyinin bağımsızlığını tanımasa da ARMM (Müslüman Mindanao Özerk Bölgesi)’nin kurulmasında rol oynamıştır. Bu anlaşma 2001 yılında MNLF isyancılarının Filipin ordu karargahına saldırıp 100 kişiyi öldürmeleri sonucunda askıya alınmıştır. Misuari ARMM nin valisi seçilmiş ancak bölge halkının şikayetleri doğrultusunda görevine son verilmiştir. 2009 yılından günümüze kadar görevini sürdürmekte olan Ansaruddin-Abdulmalik A. Adiong ARMM valisi seçilmiştir.

 

 

 

    Hükümetin ülkenin güney kısmında ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmaya yeteri kadar özen göstermemesi MNLF yöneticileri arasında tartışma konusu olmuştur. Günümüzde halen devam eden bu tartışma grup içinde ciddi ayrılıklara sebep olmuş ve yeni gruplar doğurmuştur. (Uluslararası Dini Özgürlük Raporu; 2009)

 

 

 

   Bir diğer ayrılıkçı grup ise, MNLF ile aynı amaç doğrultusunda kurulan MILF’dir. (Moro İslami Kurtuluş Cephesi).  Moro kurtuluş cephesi ile yapılan başarısız anlaşmalar bu grubun kurulmasına neden olmuştur. SalamatHashim önderliğinde kurulan Moro İslami Kurtuluş Cephesi’nin bugün 12.000 militanının bulunduğu söylenmektedir. Amaçları her ne kadar bağımsız bir İslam devleti kurmak olsa da diğer ayrılıkçı gruplara göre isteklerinde daha ısrarcı ve kullandıkları yöntemler daha katıdır.

 

 

 

   Filipin Cumhuriyeti ile birçok kez barış sürecine giren bir diğer grupta MILF’dir. Uzun uğraşlar sonunda Filipin Cumhuriyeti ile 1997 yılında bir ateşkes imzalanmış ancak Hükümetin 2000 yılında MILF’ e karşı savaş ilan etmesi bu ateşkesin son bulmasına neden olmuştur. 8 yılın sonunda Hükümet ile MILF tekrardan barış görüşmeleri için bir masaya oturmuştur. Müslüman bölgenin genişletilmesi ve halkın yönetime katılması gibi kararların alındığı bir uzlaşmaya varılmıştır.

 

 

 

   Bölgedeki Katolik siyasetçiler kendilerine danışılmadan uzlaşmanın şekillenmesine tepki göstermiş ve anlaşmayı engellemek istemişlerdir. Uzlaşma Yüksek Mahkeme tarafından incelenerek 7 ye 8 oy ile durdurulmuştur. Katolik siyasetçilerin bu tepkileri bölgede yeniden tansiyonunun yükselmesine ve birçok sivilin ölümüne sebep olmuştur. (Filipinler Ordusu İstihbarat Raporu, 2003)

 

 

 

  Ülkede diğer İslam gruplarının da kınadığı bir başka ayrılıkçı grup ise Abu Sayyaf Grubudur(ASG). Bu grup bağımsız bir İslam devleti kurmanın yanı sıra Güneydoğu Asya’da dev bir pan-İslam ülkesi kurmayı amaçlamaktadır. 1991 yılında, 450 Militanı olduğu tahmin edilen ASG, AbdurajikAbubakarJanjalani önderliğinde MNLF den ayrılmıştır.

 

 

 

   Amaçları doğrultusunda hareket eden bu grubun faaliyetlerine bakıldığında terör örgütü sıfatının neden yerleştirildiğini daha kolay anlayabiliriz. ABD ve İngiltere’nin terör örgütü listesine yerleşen Abu Sayyaf Grubu adam kaçırma, batılılara yönelik yapılan saldırılar ve bombalamalar gibi birçok eylemde bulunmaktadır. Grubun önderliğini üstlenen Abdurajik Abubakar Janjalani 1998 yılında Filipin polisi tarafından öldürülmüştür.

 

 

 

    Abu Sayyaf, amacı ile yaptığı faaliyetleri çatışan Müslüman ayrılıkçı bir gruptur. Faaliyetlerinin içinde fidye için adam kaçırma ve zorla haraç almanın bulunması, örgütün finansal kar elde etme amacının olduğunu da göstermektedir. Örgütün kısaca yaptığı faaliyetlerden bahsedecek olursak bunların başında Nisan 1995 te İpil kasabasına düzenlediği baskın gelmektedir. 2000 ile 2001 arasında birçok kişiyi zorla alıkoyduğu, kaçırdığı ve öldürdüğü bilinmektedir. Şiddeti ağır basan bu grubun günümüzde 200 ile 500 arasında militanının bulunduğu tahmin edilmektedir.

 

 

 

   ABD’nin terör örgütü listesine aldığı ancak Filipin Cumhuriyeti’nin terör örgütü olarak görmediği bir başka grup ise Yeni Halk Ordusu’dur(New People’sArmy-NPA).  İslamcı gruplardan farklı olarak kurulan komünist militanların oluşturduğu bu grup 30 yılı aşkın bir süredir varlığını sürdürmektedir. 10.000 militanı bulunan örgütle 2001 de başlayan barış görüşmeleri 2004 te hız kazanmıştır.

 

 

 

    Gördüğümüz üzere ele aldığımız ayrılıkçı bu gruplar üzerinden terör kelimesini daha iyi anlamış oluyoruz. Ki günümüzde terör kelimesiyle bu kadar burun burunayken okumuş olduklarımız bizi belki de çokta etkilememiş olabilir. Ancak 1972 yılında Filipin de görülen ilk başkaldırı hareketi yerli  Filipin halkının maruz kaldığı azınlık durumundan kaynaklı kendi dini inanışı ve yaşam tarzını devam ettirmek için başlattığı bir eylemdir. Ülkemiz ile kıyaslanamayacak farklılıklara sahip olsa da terör kelimesi her yerde her dilde her dinde ve her ülke aynıdır. Filipin Cumhuriyetinin Yeni Halk Ordu’su adı altında bulunan terör örgütünü bir terör eylemi olarak görmemesinin altında yatan sebep komünist militanların bulunması ise ve diğer örgütleri İslam yada İslam’ı yaymak adı altında toplandığı için terör örgütü kabul edip çatışmaya girecek kadar gözünü karartıyor ise burda asıl saldırının bir terör örgütüne, ülkeyi bölen, düzeni bozana değil kendi içinde bulunduğu ve azınlık bıraktığı halkının inancına, yaşam tarzına yaptığı saldırıdır. Umut ediyoruz ki Moro halkı ve Filipinler biran önce bir anlaşmaya varır ve barış içinde yaşamlarını sürdürürler.

 

 

 

Berkan ERTAŞ

 

Fatma N. SİGO

 

Şüheda SARIALTIN

 

Read 97970 times Last modified on Pazar, 21 Şubat 2016 16:05

Leave a comment

Make sure you enter the (*) required information where indicated. HTML code is not allowed.